11 Eylül 2009 Cuma

macbeeeeth mi yaraaaaaaab!


çizgi roman okumadım bu güne kadar pek. tentenlerim vardı küçükken o kadar ve çok severdim onları. çizgi roman dünya klasikleri çıktığında da seri yapacağımı düşünerek çok sevindim. aşığı olduğum adam Shakespeare'in henüz okumadığım trajedisini bu şekilde okumaya karar verdim. ingilizcesi dururken gittim bir de bunu aldım.

orijinal eser okumaya alışanlar için söylüyorum ki, büyük bir hayal kırıklığı sizi bekliyor. çevirisi nedense kulağımı tırmaladı. dublaj film izler gibi bir tad bıraktı. eğer çeviri işinden biraz anlıyorsanız -ki bu huyu bana edindiren çeviri hocama teşekkürü borç bilirim- , bu gibi durumlarda eserin orijinalini göz önüne getirip "acaba daha iyi nasıl çevirilebilir" diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. her ne kadar iyi bir çeviri olmuş olsa da orijinalini okuyup o tadı almak istiyorsunuz.

ikincisi bazı karakterler tip olarak birbirine çok benziyordu. sürekli karakter listesine dönüp "kim kimdi" diye kontrol etmek zorunda kaldım.

üçüncü handikap ise oyun baya kesilmişti çizgi roman haline getirilirken. o da okuma zevkini alıyor insanın elinden. olaylar için değil, sözcüklerin birbirleri ile oyunu için okuyorsanız yine çok şey beklemeyin derim. daha önce hatim ettiğim "hamlet" bu şekilde yayınlansa kitabı yarısında bırakırdım adım gibi eminim.

artısı yok mu? tabi ki var. okuma alışkanlığı olmayan pek çok kişi okuyacak bu eseri bana göre. hiç yoktan iyidir mantığı devreye giriyor burada. umarım bu beklentim boşa çıkmaz ve bu seri okuma alışkanlığını az da olsa tetikler.


ps: konuyla alakasız ama tahmin edileceği üzere geri döndüm! :)

4 yorum:

Elizaphelia© dedi ki...

Çıkar çıkmaz edindim, pek bi sevdim ben.

öperim =)
-N-

Desperate Housewife dedi ki...

serinin diğer kitaplarını aldın mı? çizimler aynı mı? ona göre sipariş vericem de :)

ben de öperim :)

goks dedi ki...

bu kitap hakkında ben de birşeyler yazmıştım. ilgilenirsen...

http://meridyens.blogspot.com/2009/07/kitap-okuyamama-bahanelerine-son.html

bu arad medya hakkında yazdığın genellemeye üzüldüm... bir takım medyayı ayırsaydın bari... ama sanırım politika muhaberlerini kastetmedin...

Desperate Housewife dedi ki...

yok yok. haber yapmak ile şaklabanlık yapmak arasındaki o ince çizgiyi tutturamayanlardan bahsediyorum. siz de takdir edersiniz ki ana haber bültenlerinin yarısı magazin. ve orada da belirttiğim gibi sıcakta çalışan ve ne kadar yorgun olduğu her halinden belli birine mikrofonu burnuna sokarak "bu sıcakta çalışmak zor olmuyor mu?" demek değil haberciliğe insanlığa bile sığmıyor.

.

.